30 Ekim 2009 Cuma

hisseder
vurulur
anlar
yorulur
sakinleşir
durulur

dolu dolu oluyor biliyor niye

bugün nasıl akşamı edeceğimi bilmiyorum.. küçücük bir balkonumuz var kağıt mendilleri cebime tıkıştırıp tıkıştırıp oraya çıkıyorum.. uyandığımdan beri böyleyim.. rahat rahat ağlamak istiyorum..

çok yoruldum..
buradaki "çok"un içini doldurun hatta taşırın lütfen..
ve çok acıyor tamam mı.. çoookkk acıyor...

uç gönlünce

sabah sabah dedi ki bana "dün bir şarkı dinledim aklıma sadece sen geldin ve ben onu sana armağan etmek istiyorum"

hiç itiraz etmedim.

açar mı kanatların bir gün yine?
kelebek kaç gün var geriye?
kısacık ömür yeter mi onca hayale?
gücenme dünya hali böyle

sen boşver onları uç gönlünce
onların hiç kanatları olmadı ki
sen boşver onları uç kendin gibi kelebek gibi
onların ruhu böyle rengarenk değil saf ve tertemiz

kelebek kelebek kelebek sen uç hep gönlünce
kelebek kelebek kelebek sen uç hep

dokunmasınlar kanatlarına dökülür ya pulların
unutma sen kelebeksin ben seni öyle sevdim
bir asi rügardım da kıyamadım dokunmaya
sen demiştin ya giderken, ah kelebek, seni hep seveceğim

iskender büyük ama yorgun

çok uykum var.. ama uyuyasım yok..hep aynı şey..

28 Ekim 2009 Çarşamba

ihtiyaçtan

bana aşık olur musun biraz? en azından ben uyuyana kadar..

bayramlarım şenliğim söndü

işte saat yirmiiki buçuk.. şimdi yatmalısın.. sabah uyanmalısın.. işte saat altıbuçuk... sonra gitmelisin...çalışmalısın...

25 Ekim 2009 Pazar

özet

Seviyormuş koparmaya kıyamadım...



Ve bu sefer tacı tamamladım...

23 Ekim 2009 Cuma

Güneşli Pazar/3



1ve 2 için bknz:

http://www.flickr.com/photos/27463997@N02/

Mutlu Monochrome



anyway, i can try
anything it's the same circle
that leads to nowhere and i'm tired now.

anyway, i've lost my face,
my dignity, my look,
all of these things are gone
and i'm tired now.

but don't be scared,
i found a good job and i go to work
every day on my old bicycle you loved.

i'm pilling up some unread books under my bed
and i really think i'll never read again.

no concentration,
just a white disorder
everywhere around me,
you know i'm so tired now.

but don't worry
i often go to dinners and parties
with some old friends who care for me,
take me back home and stay.

monochrome floors, monochrome walls,
only abscence near me,
nothing but silence around me.
monochrome flat, monochrome life,
only abscence near me,
nothing but silence around me.

sometimes i search an event
or something to remember,
but i've really got nothing in mind.

sometimes i open the windows
and listen people walking in the down streets.
there is a life out there.

but don't be scared,
i found a good job and i go to work
every day on my old bicycle you loved.
anyway, i can try
anything it's the same circle
that leads to nowhere and i'm tired now.

anyway, i've lost my face,
my dignity, my look,
all of these things are gone
and i'm tired now.

but don't be scared,
i found a good job and i go to work
every day on my old bicycle you loved.

monochrome floors, monochrome walls,
only abscence near me,
nothing but silence around me.

monochrome flat,
monochrome life,
only abscence near me,
nothing but silence around me

22 Ekim 2009 Perşembe

bugün ne pişirdiniz ya da ne yediniz? ben çok açım da...

bak şimdi sana ne kadar aç olduğumu anlatacağım... zaten ben hep açım.. sanarsınız ki her an oruç tutuyorum da her anım iftar.. o derecede yani..
evde köfte, pilav, çorba, bezelye varmış.. aradım öğrendim.. benim canım patates salatası da ister halbuki.. ya da şöyle maharetli ellerden yapılma ekşili bir kısır.. (dalyan köfte de olur ya da dişinle ezince çıt yapan makarna:P:p)
ya böyle yemek düşünerek yaşamak yorucu bişi..


*akşam kaynamış suya 6 yaprak bırakılacak 10 dakika pişirilip suyu içilecek.

21 Ekim 2009 Çarşamba

best regards, zuly

Ciao Zuly... Proceede... O zaman CPIzmır... İtalyanın yolları taştan, 15 avro da benden ki, Ege çıkarsın seni baştan...
Ni Hav Zuly... Huan Ying Canım... Hadi Molihua Cha içelim... Olur içelim... molihua da söyleyelim mi... Ama sirkeli soya soslu balığı unut... Ben fırınlanmış mısır ununa buluyorum ki balığı o çöp parmaklarını yersin...
Aha bi gün daha bitti...
Yarın Perşembe...

Maya, sen bana Sunny de.. :)
Remla, sen de 40 ismimden birini söyle.. :D
Kayıkçı, sabahları uzatma fikrinle hem fikirim.. Bir de ne güzel şarkı şarkı oluyoruz sayende..
Ruzigar, ne var sen de kitap ucuzluk günlerini takip etmiyor musun yani.. :P
Kardeşim, seni özledim..
Arzu, ama ben cam silmek istemiyorum..
Zeynep, (okuyamayacaksın ama) hayrolsun sonu o işin..
Pembe Prenses, böğğğğğğğ..


20 Ekim 2009 Salı

keçikeçikeç

keçi keçi kokuyordum çünkü ben geçtiğimiz pazar keçi kovaladım.. aslında kovalamaycaktım da
çaktırmadan yanaşıp papatyalarımı yiyince...kovaladım.. sonra arkadaş olduk gerçi... ellerimle otlar koparıp, yine ellerimle yedirdim keçi keçiye..
hem buradan keçi keçiye teşekkür ederim..
bana o gün kendimi küçük prens gibi hissettirdiği için...
tek farkımız prensle...onun koyunu vardı... benim keçi keçim..
Sonra ben, keçi keçimle sarmaş dolaş olduğum hırkamı giyip dün işe gidince burnumda tütüverdi keçi keçim...

işte böyle..


keçi keçimin yarım bıraktığı tacım




keçi keçim

19 Ekim 2009 Pazartesi

:)

keçi kokuyorum... sebebini akşama anlatırım..

Beni Bırakma

Belki güneş bi gün ikimiz için doğar
Belki korkuları hayallerimiz boğar
O masal günü gelinceye kadar
Susuyorum , susuyorum
Susadıkça yüzün düşer aklıma
Korkar oldum düşlemekten
Adını anarım çoğalır sesim
Konuşmaktan düşünmekten özlemekten
Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
Korkularda benim umutlarda
Beni bırakma
Kimse kimsenin herşeyi olamaz-mış
Di'li geçmişten tek yaramsın sen
Sensiz kimsemiyim kimsesizmiyim hiç bilmem ,
Bilmek istemem hatta düşünmem
Gel bak bir elimde gökyüzü var hala
Ötekinde kayıp giden yıldızlar la la
Korkularda benim umutlarda
Beni bırakma

13 Ekim 2009 Salı

I'm still loving you.

I'm still loving you.

12 Ekim 2009 Pazartesi

essence of man

Brut sür gel... Kırk yıl kölen olayım..

:)))

e öyle ama..

ikiz etkisi

Birine göre cadının tekiyim ben.. Diğerine göre sulugözlü..
Biri acımıasız olduğumu düşünüyor... Diğeri fazla merhametli..
Biri onun kadar serin kanlısını görmedim diyor.. Diğeri panik olduğumdan şikayetçi..
Biri diğerine beni anlatıyor "ne kadar da mutevazı cana yakın" Diğerinin gözleri pörtlüyor: o kendiğini beğenmiş mi?

10 Ekim 2009 Cumartesi

gel bitsin

yarın pazar.. büyük ihtimal yağmurlu.. topu topu bir güncük tatilim var o da uyandığım andan itibaren öfff yarın iş var stresiyle kabusa dönüyor..
sonra her şey, hep aynı... sıkıldım ama ya.. Bu şehirde yapılabilecek tek bir sosyal aktivite yok.. varsa da gizli saklı bir yerlerde yapıyor olmalılar ki ben keşfedemiyorum.. Sürülere karışasım var cicim..
Nivea krem
Kırmızı elma
Vileda toz bezi
Şekersiz çay
Yanık poğaça

08 Ekim 2009 Perşembe

Sen Hiç 30 Oldun Mu? Oldun

Ama senin yanında babam vardı,ben vardım, kardeşim vardı...
Benim yanımda kimse yok...

06 Ekim 2009 Salı

"Rızık" Böyle Bir Şey

Pazar yerine girdim.. Hiç bir yere bakmadan sağdan beşinci tezgahın önünde durdum...
3 Lirayı adama uzattım...
İki kıvırcıkla bir demet taze soğanı aldım...
en çok eve gitmeyi seviyorum

baş parmak, başaran parmak, orta direk, mor menekşe, küçük ayşe

yok bu saçımı bi şekle sokamıyorum ben.. uzundu.. kezban gibi oldu dedim kestirdim.. e şimdi de kaleci rüştüyle toni schumaer karışımı bişi oldum ya..
ömrüm sanırım şu bankacı kızlara özenmekle geçecek.. Bunlar sabahın hangi kör vaktinde kalkıp o şekle girerler anlamıyorum..
Ya tamam istesem de (ki istemem) onlar gibi olamam ve fakat en azından şu saçımı bi şekle sokabilseydim..

Zaten şu günlerde bi güzel olma bi dikkat çekme heveslisi oldum ki sormayın.. Ben yürüyünce sokak titresin, herkes bana baksın istiyorum ulan.. Pek tabii bilinçaltından fışkıran bir durum bu..
Tepki veriyorum.. Bu ara ne yaparsam hepsi sadece bi tepki aslında..

Hay ben o etkinin.....

05 Ekim 2009 Pazartesi

havada asılı

İnce bellide tomurcuk kokulu çay.. rengi idare eder... tadı güzel.. açmışım da radyomu..

"uzaktır yolların dolandım geldim/datlıdır dillerin bağlandım kaldım/günahi boynuna işte ben öldüm/gönlüm ataşlara yandı gidiyor/ömrüm boş hayale kandı gidiyor"..

Anadolunun bir kasabasında kar yolları kapamış, tam ortasında sobası olan 17 kişilik sınıfında çocukları yazılı yoklama yaparken pencerenin kenarına yaslanmış dağların doruklarını seyreden yeni öğretmen atmosferine soktum kendimi.. Diz altı eteğim, eteğin hemen bittiği yerde başlayan çizmelerim... saçımda yanlardan tutturulmuş siyah tel tokalarım falan var... öyle bir havaya bürünesim geldi ben de büründüm... :))

Halbuki feci halde ekimdeyiz.. Dışarıda da güneş var..